POLİSİYE EDEBİYATIN YENİ ÜRÜNLERİ

A. ÖMER TÜRKEŞ ve AKSU BORA

smmz1.GIF (5072 bytes)
Hem 'cool', hem ...

Yerli polisiyelerimize, gazeteci 'Murat Davman'dan sonra, Raymond Chandler'in tiplemesi 'Philip Marlow'un bir tilmizi daha katıldı. 'Kaktüs Kahvesi Polisiye Roman Yarışması 1999 Birincilik Ödülü'nü alan Çıplak Ceset'in kahramanı, hava kuvvetlerinden ayrılma, THY'den kovulma eski pilot, şimdinin özel detektifi Remzi Ünal, Dashiel Hammett ile temelleri atılan, biraz umursamaz, bugünkü deyimle 'cool', genellikle maddî sıkıntısı olan ama paraya da pek önem vermeyen, yeri geldiğinde silahına davranmaktan çekinmeyen, maço detektif çizgisini yansıtıyor.

Çıplak Ceset Celil Oker, Oğlak Yay., İst. 1999, 157 s., ISBN 975-325-241-2

Oğlak Yayınları, 'Maceraperest Kitaplar' dizisinin son iki kitabı, 'Kaktüs Kahvesi Polisiye Roman Yarışması'nda derece olan Türk yazarlara ait. Birincilik ödülünü kazanan 'Çıplak Ceset' Celil Oker, jüri özel ödülü verilen 'Rüzgarsız Şehir' ise Cenk Eden imzasını taşıyor. Ödül müessesesinden hoşlanmamakla birlikte, edebiyatımızın bu cılız türünü teşvik etmesi açısından, Kaktüs Kahvesi'nin girişimini olumlu buluyorum. Oğlak Yayınevini de, hem polisiyelerdeki ısrarı, hem ödül kazanan kitapları yayınlamakta gösterdiği çabukluk nedeniyle kutlamak gerekiyor.

'Private Eye': özel detektifin maceraları

'Çıplak Ceset', bir Remzi Ünal polisiyesi olarak sunulmuş. Yani, arkası gelecek diyor yazar (ya da yayınevi). Celil Oker'i ve kahramanı Remzi Ünal'ı, 1982-83 yılları arasında, -yanılmıyorsam- 'Yarın' dergisinde yayınlanan öykülerden hatırlıyorum. Elbette, o tarihlerde detektif rolünde değildi Remzi Ünal, ama, yazarın öykülerindeki ardışıklığın birleştirici unsuru oluyordu. İş polisiyeye dönünce, yazar vazgeçmemiş aynı isimden. Bu kez hava kuvvetlerinden ayrılma, THY'den kovulma eski bir pilot, şimdinin özel detektifi yapmış onu. Böylelikle yerli polisiyelerimize, gazeteci Murat Davman'dan sonra bir Philip Marlow tilmizi daha katılmış oluyor.

Raymond Chandler, Philip Marlow tiplemesini yarattığında, bu türde yazanlar için böylesine geniş bir ufuk açacağını herhalde tahmin edemezdi. Bu tipleme, Dashiel Hammett ile temelleri atılan, biraz umursamaz, bugünkü deyimle biraz 'cool', genellikle maddî sıkıntısı olan ama paraya da pek önem vermeyen, yeri geldiğinde silahına davranmaktan çekinmeyen, maço detektif çizgisidir. Chandler, Hammett'in Sam Spade'ini daha sempatik olarak yinelemişti. Sorunların zekâ oyunları ile değil silâhların ve bileğin gücü çözümlendiği bu dünya, romantik ilişkilerden uzak, sokağın ağzını/argoyu kullanan bir uslûpla ve hem şiddete hem cinselliğe ağırlık verilerek anlatılıyordu. 1930'lu yıllarda başlayan akımın öncüleri Dashiel Hammett, Raymond Chandler ve James M. Cain herhalde polisiyeye yeni bir sayfa açacaklarını tahmin etmemişlerdir.

'Çıplak Ceset', özel detektifimize gelen bir telefon ile başlıyor. Tarsus'lu bir işadamının kaybolan yeğenini bulmayı üstlenerek giriştiği araştırmalar, onu bir anda karmaşık ilişkilerin, uyuşturucu ve pornografi dünyasının içine sokar; ve tabiî çetelerin! Üstelik bir silahı bile yoktur Remzi Ünal'ın. Ancak bir aikido ustası olması, arada bir düştüğü güç durumlardan kolaylıkla sıyrılmasını sağlar. Sonuçta da, iç içe geçmiş cinayet ve uyuşturucu meselelerini -kendine özgü- bir biçimde çözümler.

Öyküsü ve kurgusu ile, çok karmaşık bir polisiye değil 'Çıplak Ceset'. Türün belli başlı kalıplarını titizlikle yineliyor. Müşterileri ile ilişki kurma tarzları, işin fiatlandırılması (bu eğilim, polisiyenin altın çağı olarak nitelendirilen 'salon' polisiyelerinde görülmez, başlangıcı sanırım Dashlett Hammett'e dayanıyor), tanıklarla yapılan görüşmeler, entrika örgüsü, suçlularla karşılaşma ve final, bir çok 'Hard Boiled' romanında görebileceğiniz türden. Celil Oker, özgünlüğünü, öyküyü belli bir zaman ve mekân duygusu verecek biçimde Türkiye'ye uyarlamasıyla elde ediyor. İstanbul'u yeterince etkili kullanmış yazar. Bu ülkedeki emniyet ve hukuk kurumlarının bilgisi ile, hiç gereksiz kahramanlıklar yaptırmıyor kahramanına. Evet, Remzi Ünal da 'cool' bir tip, ama, türdeşlerinden çok daha insanî özelliklere sahip. İngiltere'de geçen maceralarda, -o ülke yasalarının farklılığı nedeniyle- kahramanını silahla değil, Jiu-Jitsu bilgisi ile donatmıştı Peter Chenney. Remzi Ünal'ın aikido bilgisi, bu dövüş tekniği ile ilgili bilgileri anlatışı, ABD'li 'Hard-Boiled'culardan çok, Peter Chenney'in uslûbuna yakın.

Suç ve Ceza

Bu tür polisiyelerde, felsefî ve politik bir toplumsal eleştiri görülmez. Eleştiri, olayların ve karakterlerin seçimiyle çıkar ortaya. Celil Oker de bu yoldan gidiyor. Öykü sırasında karşımıza çıkan yeni öğrenci tipleri, porno ticareti, uyuşturucu ve çeteler sorunu, medyanın olaylı yansıtışı, ve polisten uzak duruşu ile, '90'lı yılların İstanbul yaşamına ait karanlık bir tablo çiziyor. Ancak, çok derinlere inmiyor, karakterlerin tarihsel, mekânsal oluşumundan çok, onları cinayetin etrafında birleştiren genelgeçer insanî özellikler; kıskançlık, güç isteği, para, ve cinsellik önemli oluyor. Ayrıca, öyküdeki karakter sayısının azlığı, muamma tipi bir polisiye olmadığı için, bir eksiklik yaratmış. Remzi Ünal'ın bir tek insanî ilişkisine rastlayamıyoruz. Suçlulardan birisi, daha ilk göründüğü sahnede, 'herhalde bunun da bir rolü olmalı' dedirtebilir okuyucuya.

'Hard Boiled' kahramanları suçluları kovalarlar, ama, aradıkları 'yüce' adaletin tecelli etmesi değildir. İşleri ya da yararları bunu gerektirdiği için hareket ederler. Polisler, siyasîler, yargıçlar, savcılar suçlulardan farklı yöntemler kullanmazlar ve ahlâken daha iyi olarak görünmezler, onlar da toplumsal yozlaşmadan nasiplerini yeterince almış insanlardır. Amerika'da yaşanan 1929 büyük bunalımının ardından doğan bu yeni polisiye tarzının kötümser havası, aslında toplumsal bir gerçeğe denk düşmesi nedeni ile, o dönemdeki bütün edebî türler içerisinde, belki de en eleştirel olanıydı. Celil Oker, bu eğilimi tekrarlıyor. 'Suç ve ceza' değil onun detektifini ilgilendiren. Zaten, içinde yaşadığımız çete devrinde, teker teker bireylerin yaptıkları ile uğraşmak ne kadar anlamlı olurdu. Remzi Ünal; 'ben yalnızca yerli malı bir özel detektifim. Ne cinayet masasındanım ne savcılıktan, ne adlî tabiblikten' felsefesi ile, olayı çözümleyip bırakıyor; insanların yaşamını değiştirmekten hoşnutsuz olarak... O yalnızca, bize keyifli bir okuma sağlamak için yaratılmış bir kahraman çünkü!

Son olarak, bu romanın, bir serinin başlangıcı olup olmayacağı üzerinde durmak istiyorum. Poe'nun Fransız detektifi Auguste Dupin ile başlayıp, Sherlock Holmes ile doruğa ulaşan çözümleyici kahraman tipi ve seri üretim, geleneksel polisiye roman yazımının en önemli özelliğidir. Celil Oker, ve 'Rüzgarsız Şehir'in yazarı Cenk Eden, ilk yayınlanan polisiyeleriyle, seri üretim geleneğini sürdürecek gibi görünüyorlar. Ancak, bu tarzın hem edebî, hem polisiye kurgu anlamında ciddî sakıncalar taşıdığını biliyoruz.

Önerilerinizi bekliyoruzg.gif (254 bytes)

Başa dön


 

 

 

 


Celil Oker

 

 

 

 

 

 

 

 

hammune.jpg (3628 bytes)
Dashiel Hammett

 

 

 

 

 

 


Peter Chenney