ABD
KÜRESELLEŞEN KÜLTÜR VE DİRENEN KÜLTÜRLER

jeanch.jpg (23366 bytes)

Mc Dünya ve kültürlerin Cihadı

Küresel tüketim toplumunu ifade eden "McDünya" tanımlamasıyla kültürlerin cihadını inceleyen kitap, Amerika 'da tartışma konusu oldu. Okurların kitaba yönelik eleştirilerinden bir derleme yaptık.

Jihad vs. McWorld:  ISBN  0345383044 (Benjamin R. Barber)

Eric Charlson

 

Kitapta "Cihad" kavramı köktenci kültürlerin aşırı kabileci doğalarını ifade etmek için kullanılıyor. Dini gruplar, ulus-devletler ya da değişik siyasi ideologlardan oluşan kendi kendilerini yöneten yapıların ele alındığı bir araştırma. Bu gruplar, sadece kültürlerinin muhafazasını emniyet altına alma ve bunları kendi inanç sistemlerine benzemeyen dış etkenlerden korumak amacını güdüyorlar. Sonuç: Sırbistan savaşının kan davası güden ideolojileri, Ortadoğu 'nun kederli hali, Kuzey İrlanda 'daki "dini" savaş ve Oklahama 'daki federal hükümet binasının bombalanması. "Cihad" hür düşünen sivil demokrasiye hiç açık kapı bırakmıyor ve kendi sahasının dışından gelecek etkilerden, bu nedenle de coşkulu bir tiksinti duyduğu Batılı tüketim ideolojisinden McDünya 'dan kesinlikle kuşku duyuyor.
McDünya ise küresel pazarın kitlesel tüketim kültürünü tanımlamak için kullanılan bir kavram. McDünya bir mekândan çok bir tüketici davranış. McDünya, açık pazar olsun, kapalı tutucu kültürler olsun bütün kültürel sınırları aşıyor. Bir insan yüzüne değil de etkili bir yükselişe sahip. Asıl amacı ise her ulusu, her ülkeyi, her insanı ve her şeyi; "Batı" nın oburluğunu gururla gösteren kitlesel tüketiciler ya da Tayland 'daki Nike şirketlerinin yorucu fabrikalarında çalışan çocuklar haline getirmek. Cihad vs. McDünya, McDünya 'nİn etkisini yaymak için multimedya ve küresel iletişimin nasıl kullanıldığının içyüzünü sergiliyor.
Kapitalizm geçerli bir düzeye ulaşmak için demokrasinin toprağına muhtaç olsa da Barber 'a göre global kapitalizm, insanların birbirlerini düşündükleri yurttaşlık kavramına karşı çalışma eğilimi taşıyor. Şu anda olduğu gibi, düşüncelerimiz ulusötesi şirketler (gittikçe güçlenen medya şirketleri) ile her yere dağılmış karargahların ürünü. Özerklik, demokratik ilkelerin en köktenci olanlarından biri olsa da kontrolden çıkarak kabileciliğe yöneldi (Bosna 'yı, Ruanda 'yı düşünün).
Çare diye bitiriyor Barber, "kentsel sahalar" dediği (gönüllü kuruluşlar gibi), ticari olmayan sivil toplum benzeri yapıları hayatın içinde canlandırmaya çalışmak...
Cihad vs. McDünya günümüzün asli mücadelesini zeki ve aydınlatıcı şekilde analiz eden sarsıcı bir kitap, Tüketime yönelik kapitalizm ile dini ve kavimsel köktencilik karşı karşıya. Bu tamamen zıt ama garip bir şekilde sarmalanmış güçler demokrasinin ve onun dayanağı ulus-devletin altını kaza kaza dünyayı ikiye ayırıyor ve bir araya getiriyor. Bir yanda, tüketici kapitalizm küresel düzeyde ulusların aralarındaki toplumsal ve ekonomik engelleri kaldırıp dünyanın değişik topluluklarını sindirilir ve birörnek pazarlara dönüştürürken, diğer yanda ise etnik, dini ve İrki düşmanlıklar yurttaşlık bilincinin gelişmesini engelliyor.
Barber 'a göre kültürümüz tüketiciliğe doğru balıklama dalıyor. Tüketicilik ulusal kimliğimiz olmak üzere. Yurttaşlığı, uygarlığı ve kültürü yok eden bir kimlik. Küresel ölçekte, tüketici kültür Ortadoğu, doğu Avrupa gibi (dinin ve ahlâkın ağır bastığı) ne tüketici ne de Batılı olan ülkelere ihraç ediliyor ve buna karşılık had safhada vahşet yaratıyor.Bu ihraç ürün sömürgeciliğin yeni bir biçimi.
Kitabın yanıldığı nokta, yazarın İslâm ve müslüman kültür hakkındaki zihniyeti. Doğruluk payı olmasına rağmen Barber, İslâmi Radikalliği insanlıkdışı olmak ile eleştiriyor. Fakat yazarın yanılgısı, müslümanların büyük bir kısmının da bu tavırları İslâmdışı bulması ve özgür düşüncenin kısıtlanmasının İslâm felsefe ve düşüncesine aykırı olduğunu bilmesi; Belki de Avrupa sömürgeciliğinden dolayı Ortadoğu bu tür sömürgeye, İslâm 'ın ideallerine karşı olduğu için fazla duyarlı.

sepbar.gif (388 bytes)

g.gif (254 bytes)u.gif (370 bytes)i.gif (252 bytes)